Covid-19 STK’ları da vurdu

ORTADOĞU NEWS - Rawest Araştırma’nın Kürt Çalışmaları Merkezi ile birlikte yürüttüğü “Doğu ve Güneydoğu’da Sivil Toplum Manzarası ve Covid-19 Etkisi” araştırmasında Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 40 STK temsilcisiyle mülakatlar gerçekleştirilirken, sivil toplum alanında çeşitli pozisyonlarda görev alan 379 kişiyle anket yapıldı.

STK’lar güç kaybetti

Araştırmada önce, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra sivil toplumun geldiği aşamaya dikkat çekildi. Araştırmadan çıkan sonuca göre STK’ların aktifliği ve görünürlüğü azaldı. Her 5 kişiden 3’ü STK’ların öncesine göre aktif ve etkili olmadığı sonucu çıkan araştırmada şu görüşlere yer verildi; ”Katılımcılar STK’ların aktif ve görünür olmamalarını genellikle siyasi gelişmelere bağlıyorlar. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası sivil topluma bir baskı başladığı, KHK’larla kapatılan STK’ların alanda bir boşluk bıraktığı, ana akım medya kuruluşlarının sivil toplumun sesini topluma taşımadığı, STK’ların mali açıdan zorluklar yaşadığı, sivil toplumun bu sebeplerle aktif ve görünür olamadıkları sıkça tekrar ediliyor. Medya görünürlüğünün sivil toplumu internet mecrasına yoğunlaştırdığı ancak bunun da dezavantajları olduğu vurgulanıyor.

STK’lar mali olarak kötü durumda

Araştırmaya göre STK üyesi veya gönüllüsü olan anket katılımcılarının yarısı kendi kuruluşlarının mali durumunu kötü olarak tarif ederken bölge genelindeki STK’lar için değerlendirmeleri daha da karamsar. Her 5 katılımcıdan 4’ü bölge sivil toplumunun ekonomik olarak kötü durumda olduğunu düşünüyor. Araştırmada yanıtı aranan sorulardan biri de sivil toplumun siyasete etki etme kapasitesi. Araştırmadan çıka sonuca göre, katılımcıların yüzde 80’i, STK’ların siyasi karar alıcıları ya hiç ya da pek etki edemediklerini düşünüyor.

Pandemi STK’ları vurdu

Pandeminin sivil toplum üzerindeki etkisine dair soruya yanıt veren katılımcılardan yüzde 92’si çalışmaların kısmen ya da tamamen durduğunu söyledi. Corona virüs salgınından en çok etkilenen çalışma alanlarda ise kadına şiddet, kültür-sanat, insan hakları, eğitim ilk sıraları aldı.

Covid verilerinin şeffaflığı konusunda katılımcıların yüzde 75’i verilerin şeffaf olmadığı görüşünde. Araştırmaya katılan STK temsilcilerinin tamamına yakını pandemi süreci ve sonrasındaki dönemde faaliyetlerini sürdürebilme konusunda planlamalar yapıyor ve kaynak sağlayıcılardan da yeni normal döneme uyumlu destekler beklediklerine vurgu yapıyor. Araştırmaya katılanların sivil toplumun daha etkili olabilmesi için yüzde 77’si ekonomik ve idari güçlendirme sağlanması, yüzde 49’u teknolojik imkanların arttırmasını, yüzde 29’u vergi ve SGK muafiyeti sağlanması gibi önerilerde bulundu.

Sonuç

Araştırmanın sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi; “Görüşülen STK temsilcileri, sivil toplumun eksik görüldüğü ve iyileştirilmesi gereken ihtiyaçları olarak; finansal, teknik, insan kaynağı ve kurumsallaşma gibi başlıkları içeren görüşler paylaşmışlardır. Bu teknik ihtiyaçların yanında; şeffaflık, iş birliği ve iş bölümü gibi konularda iyileşme ve ilerleme gerekliliğini dile getirmişlerdir. Öte yandan Covid-19 salgınının etkisinin hem mevcut çalışmaları etkilemesi hem de yeni ihtiyaçları ortaya çıkarması katılımcıların görüşmelerinde sıkça dile getirilmiştir. Katılımcılar Covid-19 salgınının sivil toplum çalışmalarını olumsuz etkilediğini ve sorunlarla ihtiyaçların arttığını aktarmışlardır. Sivil toplumun saha hareketliliğinin kesildiği bu dönemde; STK’lar online mecralara geçişte zorluklar yaşadıklarını ve teknik alt yapıyı güçlendirme 46 ihtiyacının daha önemli hale geldiğinin altını çizmişlerdir. Yine yüz yüze temasın eksilmesi; hem sivil toplumun birbiri ile iletişimini zayıflatmış, dolayısıyla sosyalleşme ortamlarını olumsuz etkilemiş hem de hedef kitle ile görüşmelerin kesilmesi sebebiyle bazı kuruluşlar için çalışmaları durma noktasına getirmiştir. Hak savunuculuğu yapan derneklerin dahi pandemi sürecinde hijyen, sağlık, yardım gibi alanlarda çalışma yapmak zorunda kalması; toplumsal kesimlerin pandemi sürecinden ne denli etkilendiğinin göstergesi bakımından önemlidir. Yine aynı şekilde ortaya konulan bulgular Türkiye’nin genelinde olduğu gibi bölge sivil toplumunun da uzun süreceği öngörülen pandemi sürecini atlatabilmeleri için kaynak ve desteğe ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Araştırmada STK temsilcilerinin pandemi süreci ve sonrasındaki dönemde faaliyetlerini sürdürebilme konusunda planlamalar yaptığı ve kaynak sağlayıcılardan da yeni normal döneme uyumlu destekler bekledikleri belirlenmiştir. Pandemiyle birlikte sıklıkla tartışılmaya başlayan eğitimde fırsat eşitsizliği, güvenli gıdaya erişim, sürdürülebilir mekânsal düzenlemeler gibi konularda faaliyetlerin arttırılması bu alanlarla ilgili kaynakların açılması pandemi sonrası süreçle ilgili beklentiler arasında ilk sırada gelmektedir. Sürecin hasarsız atlatabilmesi için sivil toplumun kendi içindeki dayanışma ve iş birliğinin önemi de araştırmada karşımıza çıkan önemli bir vurgu olmaktadır. Araştırma, sivil toplumun teknik, finansal, insan kaynağı ve kurumsallaşma ihtiyaçlarının yanı sıra sivil toplum çalışanlarının “iyi olma hali”ni gözetecek psiko-sosyal desteğe ihtiyaç duyduklarını da ortaya koymaktadır. Bölge sivil toplum kuruluşları; İstanbul merkezli sivil toplum destekleme program ve eğitimlerinden yeterli verim alamadıklarını dile getirerek, sorunu yerelde çözecek mekanizmaların hayata geçirilmesi gerekliliğine işaret etmişlerdir. Yine bununla ilişkili olarak katılımcılar, STK’lardan ilgili kişilerin katıldığı teknik eğitim programlarının kişiye faydası olsa bile bunun etkilerinin kuruma yeterli oranda yansımadığını dile getirmiş ve bölgeden bazı kuruluşların bu eğitim ve güçlendirme programlarına alınmasının yanında kısa ya da orta vadeli mentorluk ilişkileriyle yerelde güçlendirme çalışmalarının yürütülmesinin daha faydalı olacağını vurgulamışlardır.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.