ICG, “IŞİD’lilerin çoğu yakında cezaevinden çıkacak”

ORTADOĞU NEWSICG tarafından hazırlanan raporda, IŞİD’e katılım geri dönen kişilerle ilgili çarpıcı bilgiler yer aldı. Raporda, kadınların homojen bir grup olmadığı, IŞİD’e katılmak için sebeplerinin çok çeşitli olduğu ve örgüt içinde de farklı görevler alabildiklerine dikkat çekildi. Raporda, nadir olsa da kendi başlarına IŞİD’e katılan veya Türkiye’deki saldırıların planlanmasında rol alan Türkiyeli kadınların bulunduğu belirtilirken, kadınlar arasında geri döndükten sonra örgütün ideolojisini yayma ve yeni üye devşirme konusunda destekleyici roller üstlenen kadınların da olduğu ifade edildi da oldu.
5 BİN – 9 BİN TÜRKİYE VATANDAŞI
Rapora göre; IŞİD’e katılmak için Irak veya Suriye’ye giden Türkiye vatandaşlarının sayısı tahminen 5000-9000 arasında. Dönenlerin bazıları cihatçı militan oluşumlara hala sıcak bakıyor. Dönenler arasında yargılananlar genelde terör örgütüne üyelik suçundan 3-4 yıl hapis yatıyor. Cezaevlerinde IŞİD ideolojisine daha da katı şekilde adanabildikleri için IŞİD’e katılmış her şahsı daha uzun süre hapsetmek de kalıcı çözüm değil. Fakat tahliyelerine hazır olmak lazım. Raporda, Türkiye’nin tehdit oluşturabilecek kişileri izlemeye alarak ve militan çevrelere yönelenleri gözaltına alarak 2017 yılbaşından beri IŞİD’in saldırı planlarını engellemeyi başardığı da kaydedildi.
ÇOĞU YAKINDA CEZAEVİNDEN ÇIKACAK
ICG’nin raporuna göre, binlerce Türkiye vatandaşı Suriye ve Irak’ta IŞİD’e katılıp ülkeye geri döndü. Raporda, geri dönenlerden hüküm giyen az sayıdaki kişinin çoğunun ise yakında cezaevinden çıkacağı, diğerlerinin ise güvenlik güçlerinin yakın takibi altında olduğu belirtildi. Geriye kalanların akibeti ile ilgili bilgilerin sınırlı olduğuna dikkat çekilen raporda, IŞİD’in nüfuzunun azalmasıyla ve güvenlik birimlerinin aldığı önlemler sayesinde Türkiye’de üç yıldan uzun süredir saldırı gerçekleşmediği vurgulandı. Geri dönenlerin oluşturabileceği tehdidi abartmanın da, tehdidin tamamen ortadan kalktığını düşünmenin de doğru olmayacağı değerlendirilen raporda, Türkiye’deki güvenlik birimlerinin geri dönenler ve cihatçı militan çevrelerle bağlantısı olduğundan şüphelendikleri kişilerle ilgili yaklaşımının büyük ölçüde caydırma amaçlı takibe ve kısa süreli gözaltılara dayalı olduğu ifade edildi. 
DÖNENLERİN BİR KISMI KANLI SALDIRILARIN FAİLLERİ ARASINDA
Raporun yönetici özetinde, Türkiye’ye geri dönenlerin sayısının binlerle ölçüldüğü belirtilirken, bunlardan bazılarının 2014 ve 2017 arasında Türkiye topraklarında 300’e yakın sivilin ölümüyle sonuçlanan IŞİD saldırılarının failleri arasında olduğuna dikkat çekildi. Yetkililerin terörle mücadele çabalarını yoğunlaştırmasıyla birlikte, geri dönenlerin bir kısmının sıkı gözetim altına alındığı vurgulanan raporda, “Bazıları hakkında yasal takibat başlatıldı ve hapse atıldılar. Ancak, erken dönemde dönüş yapanların güvenlik takibine girmemiş olma ihtimali yüksek. IŞİD, Suriye ve Irak’ta kurduğu halifeliğin çökmesiyle birlikte, artık kitlelere ilham veremez ve onları seferber edemez hale geldi. Alınan güvenlik önlemleri ve operasyonlar sonucunda üç yıldan uzun bir süredir Türkiye’de IŞİD saldırısı gerçekleşmedi. Ancak IŞİD’e katılıp dönmüş olanların akıbetiyle ilgili bilgi sınırlı“denildi.
“BİR KISMI ÖNCEKİ SOSYAL ÇEVRELERİNE GERİ DÖNDÜ”
Suriye veya Irak’a gidenlerin bir kısmının örgüte katılmadan önceki sosyal çevrelerine geri döndüğü belirtilen raporda, çevreleri veya ailelerince dışlananların bir bölümünün ise Türkiye’nin büyük şehirlerinde izlerini kaybettirdiği kaydedildi. Türk yetkililerin IŞİD’in oluşturduğu tehlikeyle ilgili anlayışının zaman içerisinde evrildiğine dikkat çekilen raporda, başka ülkelerde olduğu gibi IŞİD’e katılıp geri dönenlerin oluşturabileceği tehdidin önce yeterince ciddiye alınmadığı ve örgütün 2014-2015 yıllarında yeni üye devşirme çalışmalarına büyük ölçüde kayıtsız kalındığına vurgu yapıldı. Bu algının IŞİD’in Gaziantep’te bir polis karakoluna Mayıs 2016 tarihinde gerçekleştirdiği saldırıdan sonra değişmeye başladığı belirtilen raporda, “Bu saldırı, 2014 ve 2017 arasında gerçekleştirilen ve yüzlerce sivilin hayatına mal olan 16 IŞİD saldırısından biriydi, ancak devlet kurumlarının hedef alındığı ilk saldırıydı. Türkiye sınırları içerisindeki son IŞİD saldırısı, 1 Ocak 2017’de bir gece kulübünde gerçekleşti ve 39 kişinin ölümüyle sonuçlandı. Güvenlik birimleri o tarihten sonra takip, gözaltılar ve daha sıkı sınır güvenliği yoluyla IŞİD’in eylem alanını daraltmayı başardı ve saldırı girişimlerini engelledi. Ancak, Türk yetkililerinin de kabul ettiği üzere tehdit tamamen ortadan kalkmadı.”
“YÜZLERCE IŞİD’Lİ YAKINDA SERBEST KALABİLİR” 
Rapora göre, uygulanan bazı politikalar IŞİD’e katılıp geri dönenlerin ve mevcut şebekelerinin daha fazla yeraltına inmesine yol açmış olabilir. Gözden kaçan birkaç kişinin bile yeni üye devşirmesi, finansman sağlaması veya yeni saldırılar planlaması ciddi bir tehlikeye dönüşebilir. Raporda, Türk yetkililerin IŞİD’in, PKK ve FETÖ’den daha az tehdit oluşturduğu kanaatinde oldukları belirtilirken, bu iki grup ile bağlantılı olmakla suçlanan şüphelilerin, daha katı bir adli takibata ve cezalandırmaya maruz kaldığı kaydedildi. Savcı ve hakimlerin, IŞİD altında yaşamak için Suriye veya Irak’a giden kadınların kendi iradelerinden ziyade daha çok eşlerine itaat ettiklerini varsaydıkları ifade edilen raporda, “Yargılanmaları durumunda IŞİD’e katılıp dönenler genelde terör örgütüne üyelik suçundan üç veya dört yıl cezaevinde kalıyor. Bu, yüzlerce kişinin yakında serbest kalması demek... Bazıları cezaevinde yeni bağlantılar kuracak ve muhtemelen militan çevrelerde itibar kazanacak. Bununla birlikte Türkiye’deki devlet kurumları ancak son dönemde dönen militanların cihatçı ideolojiden ve şiddetten uzaklaştırılmasına yönelik çalışmalar tasarlamaya başladı. Daha ziyade, tehdit oluşturabileceği düşünülen kişiler izlemeye alınıyor ve militan çevrelere yönelmekte olduğu düşünülen kişileri caydırmak için kısa süreli gözaltılar uygulanıyor. “ denildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.