170 yıl sonra ortaya çıkan tarihi yapının ‘sürgün’ hikayesi

ORTADOĞU NEWSDiyarbakır’ın tarihi merkez Sur İlçesi, tarihi ve kültürel dokusu, yaşamı ve mimarisi ile adından söz ettiriyor. Birçok tarihi mekanın çok bilinmese de elbette ki bir hikayesi var. Bunlardan biri de Çiftehan Sokakta bulunan ‘Çiftehane’. Sokakla aynı adı taşıyan yapı artık harabe halinde.  Bir zamanlar kentin ticaretini döndüğü mekanlardan biri olarak ifade ediliyor. Halk arasında ise ‘Borsa Hanı ‘olarak biliniyor. Çiftehan’ın unutulmuş bir hikayesi ve başka br adı daha var. Bulgar Hanı.  Hanın bu adla anılmasının 1750 km uzaklıktaki Bulgaristan’la ilişkisi yeni yeni ortaya çıkıyor.

SÜRGÜNLE BAŞLAYAN HİKAYE

Hanın bu isimle anılmasının öyküsü, 1850’lerde Osmanlı yönetiminde olan Bulgaristan’daki devrimcilerin yönetim karşıtı faaliyetlerinin fark edilmesiyle başlar. Osmanlı yönetimi 187 kişiyi yakalayarak, imparatorluğun en uzak noktalarından olan Diyarbakır’a sürgüne gönderir. Beş kafile halinde sürgüne gönderilen Bulgarlar, kentte önemli değişikliklere imza atar. Bulgarların hikayesini Diyarbakırlı Yazar Şeyhmus Diken ortaya çıkardı. Bulgarca’ya çevrilen ‘Gittiler İşte’ kitabının söyleşisi için Bulgaristan’a giden Diken, bir sohbet sırasında Bulgarların Diyarbakır’a hiç de yabancı olmadıklarını fark eder. 

‘GİT SENİ ARTIK DİYARBAKIR’DAKİ ERMENİ PAPAZ BİLE KURTARAMAZ’

Oradoğu News’e konuşan Diken, hikâyeyi nasıl öğrendiğini şöyle anlatıyor: ”Bir akşam yemeğinde çevirmenin ‘Biz Diyarbakır’ı biliyoruz’ dedi. Nereden bildiğini sordum. 1850’li yıllarda Bulgarlar sürgüne gönderilirken ‘Git seni artık Diyarbakır’daki Ermeni papaz bile kurtaramaz’ sözü söylenmiş. Komitacılar sürgüne giderken oradan anılarını mektuplarla yazıp yollamışlar. O kadar kötü anlatıyorlarmış ki, cehennem gibi sıcak, akrep var, yılan var diye söylemişler. Bir de cezaevi gibi bir yerde kalıyorlarmış. Oranın koşulları da çok kötüymüş. Gün içinde çıkıp şehri dolaşıyorlarmış. Bulgaristan’ın Deliorman bölgesi gibi sık ağaçlıklı, serin ortamından, biranda Mezopotamya’nın kavurucu sıcağına gelince insanlar helak olmuş. Metinlerini Türkçeye çevirmesini istedim. Bir miktar karşılığı yapması üzerine anlaştık. Geldim burada birkaç kişiye sordum ama ilgi çekmedi ve proje öyle kaldı.”

‘İÇKALE’DEKİ CEZAEVİNDE KALMIŞLAR’

Diken yaptığı araştırmalarda, sürgünlerle ilgili yeni detaylara ulaşmış. Yeni detayları şöyle anlatıyor: ”Bir süre sonra biri bir kitap yazılmış ‘Diyarbakır Sürgünleri’ diye. Ondan sonra olaya vakıf oldum. Bulgarlar buraya gelmişler ve İçkale’deki cezaevinde kalmışlar. Bu han o zaman yerli şahısların elinde han olarak kullanılıyormuş. Gelen Bulgarlara gün içinde, yaşamlarını sürdürebileceği, iş olanakları fırsatları da yaratılmış. Onlardan biri gelip bu handa yer tutmuş. Kirasını muntazam ödemiş, hanın sahibi bakmış bunlar çok dürüst, diğerlerini çıkarıp hanın hepsini Bulgarlara vermiş. Çeşitli işler yapabilen diğerlerine vermiş.”

‘KENTTİN İLK FOTOĞRAF STÜDYOSUNU BULGARLAR KURDU’

Kentin ilk fotoğraf stüdyosunu kuranlar, ilk yaylı arabasını yapanlar yine Bulgarlar.  1877’de çıkan aftan sonra geride izler bırakarak ayrıldıklarını söyleyen Diken, “Mesela Diyarbakır’da ilk fotoğraf stüdyosunu kurmuşlar. O zamana kadar Diyarbakır’da fotoğraf stüdyosu yokmuş. Sonra ilk tekerlekli yaylı arabayı bunlar üretmiş. Bizim faytonun önceki hali. Valilikte çalışan memurlara evlerinden oraya servis yapmışlar. 1877’lerde af çıkınca hepsi geri dönmüş. Sadece biri ölmüş onu burada gömmüşler. İsmini yazmadıkları biri evlenip burada kalmış. Çok araştırdık belki buluruz diye ama bulamadık. Ölenin mezar yeri de belli değil” diye konuştu.

Han zaman içinde değişik amaçlar için kullanıldı. Mülkiyet sorunu nedeniyle onarılamayarak kaderine terk edildi. Diken, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün hanı restore etme kararı aldığını da ifade etti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.