Zozan Uzun: Mehmed’in naifliğinden etkilenmemek mümkün değildi


ORTADOĞU NEWS -

Ruken Hatun Turhanlı’nın Basnews’te yer alan söyleşisinde Zozan Uzun, Mehmet Uzun’la tanışma ve evlenme hikayesini anlatırken ona neden “pismam” dediğini aktardı.

(Zozan Uzun)

Memed ile ilk tanışmamız, bu zorlu yolculuktan sonra İsveç’e ulaştığımızda oldu. Stockholm’un Arlanda havalimanında karşılaştık. Ben o zamanlar henüz ergenlik yaşıma ulaşmamıştım. Mehmed ile akrabalık ilişkimiz vardı. Siverek’te evlerimiz bitişikti O beni küçükken birkaç defa Siverek’teyken görmüş ancak, küçük olduğum için ben hatırlamıyorum. Bizi biraraya getiren koşulların sürgün olduğunu söyleyebilirim.

“Biz Uppsala’da, Mehmed Stockholm’da kalıyordu, araba tamiri bahaneleriyle gidiş – gelişleri sıklaşmıştı”

Mehmed ile aramızda ilk süreçlere dayalı bir ilişki yoktu. Biz Uppsala’da o Stockholm’da kalıyordu. O dönemler bir arabası vardı, Uppsala’ya gidiş gelişleri sıklaşmıştı. Gerekçe olarak arabasını tamir diye gösteriyordu. O aralar liseyi yeni bitirmiş, ehliyet almak istiyordum. Mehmed bu düşüncemi öğrenince, bana direksiyon dersi vermeyi önerdi. Bende sevinerek kabul ettim. O dönemler kendisine ‘‘Mehmed Abi’’ diye hitap ediyordum. Aileme de ‘‘Mehmed abi bana araba sürmeyi öğretecek’’ diyordum. İlk direksiyon derslerine gittiğimiz gün, birlikte arabayı rahat kullanabileceğim sakin bir araziye gittik. Önce direksiyonu bana teslim ederek, direksiyon hakimiyetinin nasıl olacağını, vitesin nasıl değiştirileceğini vb. şeyleri öğretti.

“Mehmed araba sürerken evlenme kararı aldığını belirtti, kendim olduğunu bilmeden onu tebrik ettim”

Bir süre sonra ben direksiyondan indim, o direksiyona geçti. Eve gitmemiz gerekirken sürekli olarak dolaştırdı bizi. Neden eve gitmediğimizi sorunca; ‘‘Şimdiye kadar hiç evlenmeyi düşünmedim. Arkadaşlarım evlenmem için sürekli zorladılar ama ben bu fikirden hep uzak durdum. Şimdi ilk kez evlenme kararı aldım’’ dedi. Benden bahsettiğini düşünmediğim için kendisine; A çok iyi, senin adına çok sevindim. Bizde senin evlenmeni çok isteriz dedim. Daha sonra evlenmek istediği kadının kim olduğunu sorduğumda ve buna karşılık ‘‘Sen’’ demesiyle şaşırdım ve şoke oldum. İlk tepkim sinirlenmek ve bunun asla olmayacağını söylemek biçiminde oldu. Özellikle akraba evliliklerine karşı olan biriydim. Yine aramızda belirgin bir yaş farkı da bulunmaktaydı. Bu nedenle bana bahsettiği bu şeyi kesinlikle hiçbir yerde dillendirmemesini, özellikle ailemin yanında asla söylememesini istedim. Söylediklerimi kabul etti. Sadece benden biraz düşünmemi rica ederek, hızlı karar vermememi istedi. Daha sonra yol boyunca hiç konuşmadan bizim evin olduğu yere geldik. Arabadan hışımla çıktım. Tam arabanın kapısını çarpacakken bana sakin bir ses tonuyla; ‘‘Zozan sen yine de bir düşün’’ dedi. Ben hala şoktaydım, sinirli bir şekilde arabanın kapısını çarptım, eve girdim. Eve varınca hiç rahat değildim ve çok huzursuzdum. Bu durum yaklaşık olarak 1,5 yıl sürdü. Memed ısrarla beni ikna etmek için uğraştı. İnsan sanatını iyi bilen, duygu dolu bir yazar olarak 1,5 yıl sonra beni de etkiledi.

“Mehmed’in naifliğinden etkilenmemek mümkün değildi”

Mehmed’in çok farklı ve güzel özellikleri vardı. Onun davranışlarından etkileniyordum. Bizim Siverek’te erkekler çok sert mizaca sahiptir. Onlarla kıyasladığımda, Mehmed hem yumuşak hem anlayışlı ve hem de hoşgörülüydü. Oysa ikimizin de içerisinden geldiği Siverek’te, erkekler genellikle sert olmayı daha çok benimserlerdi. Mehmed her şeyi tartışabileceğiniz, çekinmeden sohbet edebileceğiniz, geniş bir insandı. Yani insan kendisini Mehmed’in yanında rahat, huzurlu ve güvende hissediyordu. Zaten beni ona en çok çeken şey de buydu.

“Mehmed ölümcül bir kaza geçiriyor”

Evlenmeden önce büyük bir istekle öğrenmek istediğim şoförlük hevesimden bu süreçte vazgeçmiştim. Evlenme kararı ile birlikte yüzüklerimizi aldık. Nikah dairesine giderek gün aldık. Evlilik törenini ihtişamlı bir düğün yerine sade ve yakınlarımıza bir yemek daveti şeklinde planladık. Düğüne yakın bir zamandı, Mehmed Stockholm dışında yapılacak bir konferans için yola çıktı. Her zaman düşündüğünü yaşayan biri olduğu için mi, yoksa o an benimle yaşadığı aşk ilişkisinden kaynaklı mı veya sürekli iç içe yaşadığı roman kahramanlarından mı bilemem, bir ağaca çarparak, kaza yaptı. Kazanın sebebini hiçbir zaman öğrenemedik. O da bunu hiçbir zaman söylemedi. Sadece düşüncelere daldığını, bu nedenle kaza yaptığını söyledi. Kötü bir kaza yapmıştı, bizden kimse yanında yoktu. Evdeydik, telefon çaldı. Gelen telefona ben baktım. Karşıdaki ses Mehmed’in sesi, ‘‘Merhaba Zozan, ez im’’ dedi. Sesi çok kötü geliyordu. Bende korkmuş vaziyette ani refleksle, ne oldu? Neden sesin kötü geliyor, dedim. ‘‘Hastanedeyim, bir şey yok. Küçük bir kaza geçirdim. Merak etme’’ dedi. Yanına refakatçı olarak gitmeyi teklif ettim, kabul etmedi. Fırat Cevheri ile Mustafa Aydoğan’ın refakatçi olarak yanına geleceklerini söyledi. Fakat ben huzursuzlanınca, ailem hemen Mehmed’in yanına gitme kararı aldı.

“Mehmed hastane odasında, kırıklar içerisinde yüzüklerin takılmasını istedi”

Hazırlanıp yatırıldığı hastaneye gittik. Biz gittiğimizde durumunun kötü olduğunu gördük. Doktorlar başına toplanmıştı. Beyin sarsıntısı geçirdiğinden şüpheleniliyordu. Yine köprücük kemiği kırılmıştı. Aşırı kusma durumu söz konusuydu. İçinde olduğu manzarayı ve doktorların başında toplanma halini görünce orada fenalaştım. Doktorların müdahalesinden bir süre sonra kendisine geldi, beni yanına çağırdı. Yanına gittim. Elimi tutarak bana, ‘‘Bugün yaşıyorsam, senden dolayı yaşıyorum’’ dedikten sonra: “Yüzükler sende mi’’ dedi. Bende, evet, bende, dedim. Yüzükleri çıkartmamı istedi, çıkarttım. Kendi yüzüğünü alarak parmağına taktı ve çok beğendiğini söyledi. Hastanede 2 gün kaldı. 2 gün sonra bizim eve geldi; ‘‘Zozan seni almadan gitmeyeceğim’’ dedi. Hastaneden yeni çıkmış, sakat haliyle damatlık elbiselerini giyemeden, nikah dairesine gittik. Nikahımızı kıyarak onun Stockholm’da ki bekar evine gittik.

“Mehmed’e Pismam diye hitap etme kararı alıyorum, oda bana Dotmam diyeceğini söylüyor”

Evlendikten sonraki en büyük problemimiz benim ona hitap etme biçimimdi. Çünkü ben Mehmed’e her zaman ‘‘Mehmed Abi’’ olarak hitap ediyordum. Evlendikten sonrada dil alışkınlığı olan bu hitap şeklim uzun bir dönem değişmedi. Kendisine sadece ‘‘Mehmed’’ dememi istedi. Ama ben bunu başaramadım. En son kendisine ‘‘Pismam’’ diyebileceğimi söyledim ve kabul etti. O zaman ben de sana ‘‘Dotmam’’ diyeceğim dedi. Bende kabul ettim. Bundan sonra da evliliğimiz ‘‘Pismam – Dotmam’’ hitaplarıyla devam etti.

Söyleşinin tamamına bu link ile ulaşabilirsiniz.

Anahtar Kelimeler:
Zozan UzunMehmet Uzun
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.