Yeşim Coşkun: Leyla Bedirxan’ın hayatını konu alan eserde dans ettim

ORTADOĞU NEWS –

Yeşim Coşkun “hayatım boyunca güvendiğim değil, peşinden gitmek istediğim şeylere kendimi adamaya devam edeceğim” derken, dansı peşinden gittiği bir şey olarak tanımlıyor. Yeşim, Leyla’yı dansı ve hayatı söyle özetliyor:

(Bu söyleşinin okunması yaklaşık 6 dakika sürüyor)

La Scala sahnesinde Leyla Bedirxan

Leyla Bedirxan (Foto: Pinterest) 

“Leyla Bedirxan’la başlayayım, bir çok röportajda çok derinliklikli açtım. Leyla’nın hayatımdaki yerini özetlemek zor ama deneyeceğim. 2005’te yazar Leyla Safiye’nin kitabı ile tanıştım. O ana kadar Kürtler’de çağdaş dans ya da Modern dansın doğuş dönemine uzanan bir dansçının varlığından bihaberdim. Sıradan bir dansçı değildi, L. Bedirxan. Adını New York Times’a yazdırmış, dönemin ve dünyanın en iyi sahnelerinde yer almış, ‘La Scala’ balesinde başrol olarak ‘Belkıs’a ruh vermiş tarihe geçmiş önemli bir dansçı.”

Leyla Bedirxan’ın hayatını dansla sergilemek

Yeşim Coşkun, Leyla gösterisi (Fotoğraf: 2019, Murat Bayram)

“Kürtlerde ilk olması bir yana kadın olmasından yana da yoğun baskı altında kalmış ve tehditler almış bir sanatçı. 2015’te Mezopotamya Dans repertuarı içerisinde biyografik bir eser olarak sahnelenen ‘Leyla’yı , dansçı olarak icra etmek fırsat oldu.

 Sergilemeden önce hayatına ilişkin çok derin bir araştırma yaptım. Leyla Safiye bu konuda bulunmaz bir kaynaktı ve bana her türlü bilginin anahtarını karşılıksız sundu. İçim dışım Leyla ile dolmuşken hali hazırda devam eden yüksek lisansımıda neden bunun üzerine yapmıyorum ki, diyerek 2019’da Leyla Bederkhan’ın yaşamı ve eserleri olarak tamamladığım yüksek lisansımı da bitirmiş oldum.

Türkiye’de doğmuş olan L.Bedirxan bu anlamda Türkiye’ dans tarihininde seyrini değiştirerek tez danışmanım Prof. Tuğçe Tuna’nın da, hazırlamakta olduğu yeni kitabındaki Türkiye dans tarihinin sıralamasının başına oturmuş oldu. Leyla’nın konumu ve her şeyi başlattığı tarihler çok çarpıcı çünkü bugün icra ettiğim çağdaş dansın doğuş dönemini esas alıyor. Hem dansı hem kimliği hemde cins bilinci ile Leyla’nın yeri hayatımda önemli ve tezimle birlikte tescillenmiş ve unutulamaz bir yerde artık. “

Tek başıma yürümeyi öğreniyorum

“Dansa dair ise hayaller kurmuyorum açıkçası. Somut gerçeklikler üzerinden yürümeyi öğrendim. İçinde bulunduğum fikirde temiz kalmaya, üretmeye ve tek başıma yürümeyi öğreniyorum. Alan açan bir yerde durmak istiyorum. Üretirken ve paylaşırken kirlenmemek ve kirletmemek en büyük hedefim. Küçük ya da büyük hedeflerin peşinde değilim. Şöyle bir stüdyom olsun, böyle bir grupta dans edeyim, bu tür projelerde olayım, bu kadar öğrenci yetiştireyim gibi maddesel hedeflerim yok. İnandığım ve üretebildiğim kişiler ve gerçeklikler üzerinden gücüm yettiğince dans etmek istiyorum.

“Ars longa, vita brevis”

Beni büyüten ve eksilten şeyler genelde hayatıma aniden dahil olanlar oluyor

“Dansa başlama sürecimi unutmak pek mümkün değil. Balıklama daldığım bir yüzme meselesi dans. Lisede okuduğum resim bölümünden sonra her zaman ressam olmayı hayal ettim. Fakat bir şekilde yapmak istediği şey insanı bir yerde gelip buluyor.

Müzikle ilgilendiğim bir dönem, dansçı açığı olan bir projeye çağrıldığım. Her şeyiyle amatör olan bu projede tüm dansçılarda amatördü ve bende sıradan bir dansçı açığını doldurmak için herkes gibi ekibe dahil oldum. Sonrası sabun köpüğü gibi büyüdü. Bir buçuk ay gibi kısa bir zamanda konservatuar sınavı hazırlıkları ve Mimar Sinan Üniversitesinden adımımı atışım kısa geçişlerle oldu. Çok hızlı kararlarla tereddüt etmediğim bu alan 2004’te Mimar Sinan Üniversitesine başlamamla tek odak noktam oldu.

Zaten beni büyüten ve eksilten şeyler genelde hayatıma aniden dahil olanlar oluyor. Ben büyük bir tutku ile başlamadım dansa. Büyük bir merak ve bilinmezle başladım. Hiç bir şey bilmediğim, deneyimlemediğim ve yapabilceğimden emin olmadığım bu alanın cazibesine kapıldım. 21 yaşının getirdiği geç kalmışlık, acemilik ve bütün bilinçsizlikle 2004’te kendimi cahil cesareti bir gençlikle pistlere attım demek yanlış olmaz. İyi ki yapmışım. Gönül isterdi ki daha yaşken uyanayım ama yol böyle imiş. Deneyimledikçe ve öğrendikçe gördüm ki, Dans uzun solukta öğrenilen değil, hep yeniden keşfedilen bir yol. Niye böyle bir yola girdim diye hiç sormadım kendime, niye bu kadar zoru seçtiğimide…

Yıllar sonra Robert M.Pirsig yazdığı “Zen ve Motosilet bakım sanatı“ kitabını okuduğumda güzel bir cümle farkındalığımı arttırdı; “Tümüyle güvendiğiniz bir şeye asla kendinizi adamazsınız” Dans benim için kesinlikle bu cümlede yolculuk ediyor. Galiba hayatım boyunca güvendiğim değil, peşinden gitmek istediğim şeylere kendimi adamaya devam edeceğim. soruya cevaben unutamadığım bir gelişme değilde, yaptıktan sonra unutmak istemediğim cesaretli pratiklerim oldu.”

Monoton bir sükunet

13 Mart’da girdiğim karantina biraz daha esnemiş hali ile devam ediyor. Bugünler biraz muğlak, sahne sanatlarını kapsayan tüm çalışmalar askıya alındığı için monoton bir sükunet içindeyim. Devlet desteği alamayan topluluklar ve bireyler gibi kendi kabuğumda çabalıyorum. Online dünyaya açılmak zorunda kaldığımız bugün, bir çok ders ve dans çalışmasını sadece kendimi eğitmek üzere devam ettiriyorum. Bireysel olarak yürütttüğüm bu çaba içerisinde günlük rutinim genellikle aynı geçiyor bir dans dersi, yoğunca müzik, okuyabildiğim kadar kitap. Gidişat gösteriyor ki uzunca bir süre daha böyle gidecek olan bu sürece farklı bir şekilde dahil olmak gerekiyor. Bugünlerde üstünde düşündüğüm ve yakın zamanda da hayata geçirmek istediğim bir proje olacak. Bir performans mı yoksa video art bir sunumamı dönüşecek bu taslak bilmiyorum ama kendim içinde bir çok sürprize açık bir gidişata teslim olmuş durumdayım. Hiç bir netliğin olmadığı böylesi muğlak bir süreci bu kadar uzun deneyimlememiştim. Sahne sanatları alanına dahil olan herkese özellikle biz dansçılara sıtma gibi gelen bu zaman nasıl sona erecek ve ne şekilde iyileşeceğiz kısmını sürekli düşünüyorum. Çünkü bırakalım sanatı, yaşamsal faliyetlerimizi dahi karşılamayan aslında bunları gündemine almayan (Umursamayan) hak ve özgürlüklerimizi hiçe sayan bir 3.dünya ülkesi iktidarının kararları ile yaşıyoruz, özetle kendi yağımızda kavruluyoruz. Tabi bu yeni bir durum değildi fakat pandemi ile beraber kapanan sahneler ve tamamen atıl pozisyonda kalan sahne sanatçıları olarak en azından öncesi kendi başımızın çaresine bakabiliyorken şimdi hiç bir sahne, gösteri ve dansı yapamadığımız için kendimizede yetemiyoruz ve bu durum kimseyi (yetkili-etkili-tepkili) bağlayan bir problem olarak durmuyor. “Evdekal”pratiği, pandemi dikkate alınarak söylensede; bizim için mesleki olarak zorunda bırakıldığımız ve hiç bir yaşamsal faaliyetlerimize cevap verilmeyen bir tecrit olarak sürüyor. Bu şartlar altında ölmüyoruz ama sanat adına yaşamadığımızda aşikar.

Söyleşi: Murat Bayram

muratbayram@botaninternational.com

Söyleşi dizisi:

Fotomodêla navneteweyî, Xoxê: Li Geverê ji min re dibêjin “ay tu çi kirêt î!”

Xoxê’nin Hakkari’den uluslararası foto-modelliğe yolculuğu: Ay bu ne şaç baş!

Luqman Ahmed: "Du parêzer dê ji ber dizîna berhemên min dozê vekin"

Divê mirov li hemberî zarokên tecawiz lê hatî kirin çawa tevbigerin?

Semyanî Perîzade: Kurd im, jin im, bîseksûel im, serbilind im

Vahdet Uçar: Min beşa Ziman û Edebiyata Kurdî xwendiye lê niha mêşvanîyê dikim

Gelek Kurd ji mîkrofonên qenalên kurdî ditirsin

Şerîf Omerî: Xewna min dibistana Rapa Kurdî ye!

Demirtaş’ın Seher’ini İngilizce’ye çevirmek: İnsanın biraz eli ayağı titriyor açıkçası

Tuncay Ozel: "Axiftina du çêlekan zimanê şanoya me ji Tirkî kir Kurdî"

Leyla Arisoy: Modeya kurdan: Zerafet, xwe nîşandan û pirrengî

Dilan Yeşilyaprak: Rîtîm bêqîmet bû lê ez ji bo hînbûna wê çûm Misrê

Semîha Yildiz: "Çêdibe ku ji bo yek deqîqeya anîmasyonê 5 mehan, rojê 10 saetan kar bikî"

Berfîn Ayşe Ogut: “Di pirtûkên çawalêhato yên zarokan de kuştin, xwîn û tecawiz hene”

Gulsuma Demir: Merheba Kurdish Lessons! Ez dixwazim bi yarê xwe yê kurd re bi Kurdîyê biaxivim

Tofan Sunbul: Akademîya IBVyê dê salê du caran bernameyan pêk bîne

Kajîn Dara: "Tanrının ve kadının sesine en yakın ses: Santur"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.