AİHM Büyük Daire “Demirtaş derhal serbest bırakılmalı”

ORTADOĞU NEWS- Büyük Daire, 18 Eylül 2019'da tarafların temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen duruşmanın ardından dosya incelemesini de tamamlayarak nihai kararı aldı. Mahkeme, Demirtaş'ın derhal serbest bırakılması için Türk hükümetinin gerekli tüm tedbirleri almasını" istedi. Kararda, Demirtaş'ın tutuklanması ve geçici tutukluluğuyla ilgili olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "İfade özgürlüğü, özgürlük, güvenlik hakkı ve özgür seçim hakkı dahil olmak üzere, bir kaç maddesinin birden ihlal edildiği sonucuna vardı. Kararda, "Mahkeme ayrıca, başvuranın tutukluluğuna ilişkin olarak yetkililer tarafından öne sürülen amaçların, yalnızca gizli bir siyasi amacı örtmekten ibaret olduğu, sonucuna varmıştır: Bu da demokratik toplumun kalbi olan çoğulculuğun örtülmesi amacıdır" ifadesine yer verildi.

HDP, “Demirtaş ve rehin tutulan tüm siyasetçiler derhal serbest bırakılmalıdır”

Karardan sonra HDP eş genel başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın İmzasıyla bir metin paylaşıldı. Metinde Demirtaş’la birlikte bütün siyasetçilerin bırakılması gerektiğine vurgu yapıldı. “Önceki dönem Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın avukatlarının AİHM Büyük Dairesine yaptığı başvuru bugün sonuçlanmış ve Büyük Daire aldığı kararla, AİHM’in daha önce verdiği “Demirtaş tahliye edilmelidir” kararını onaylamıştır. Büyük Daire, Demirtaş’ın avukatlarının başından itibaren sunduğu tüm gerekçeleri yerinde görerek düşünce ve ifade özgürlüğü ile siyasete katılım hakkı başta olmak üzere Demirtaş'ın haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu karar diğer rehin siyasetçilerimiz için de emsal niteliğindedir. 2018 yılında verilen “Demirtaş tahliye edilmelidir” kararına karşı siyasi iktidar tarafından “karar kesin değil” denilerek avukatların tahliye talepleri reddedilmişti. Bugün AİHM Büyük Dairesi tarafından açıklanan kesin ve bağlayıcı kararla bu gerekçe ortadan kalkmıştır. Kararla birlikte Demirtaş başta olmak üzere rehin tutulan siyasetçiler hakkında yürütülen siyasi soruşturmalar boşa çıkmış, tüm davalar hukuken çökmüştür. Bu kararla 4 yıldır demokratik siyasete yönelik yürütülen tüm kumpas davaları, siyasi operasyonlar ve bunların üzerine oluşturulan dosyalar hükümsüz hale gelmiştir. AİHM Büyük Dairesinin de tescil ettiği gibi seçilmişlerimiz hakkında yapılan yargılamalar siyasi yargılamalardır. Bir kez daha belirtelim ki bu karar kesin ve bağlayıcıdır. İktidarın siyasi gerekçeler ileri sürerek bu karardan kaçma seçeneği kalmamıştır. Bu kararın gereği olarak; amasız, fakatsız bir şekilde Demirtaş ve rehin siyasetçilerimiz derhal serbest bırakılmalıdır. Aksi her türlü tutum ve davranış uluslararası hukuka meydan okumak ve evrensel insan haklarını çiğnemek anlamına gelecektir.”

Demirtaş’ın karara ilişkin açıklaması

Selahattin Demirtaş AİHM kararından sonra avukatları vasıtasıyla karara ilişkin bir açıklama yaptı. Demirtaş açıklamasında “15 ay önce Strasbourg’da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairede 17 farklı ülkenin yargıçları önünde yapılan açık duruşmada, AKP hükümeti ve benim yasal temsilcilerim tüm iddia, delil ve savunmalarını ortaya koydular. AKP hükümetini Almanya’dan bir hukukçu temsil ederken, beni tümüyle Türkiyeli bir heyet savundu. Bu duruşmanın kararı nihayet bugün açıklandı. Kararın teknik, hukuki detaylarını avukatlarım daha sonra tek tek izah edeceklerdir. Ancak kesin olan şudur ki, altı yıldır benim ve arkadaşlarım hakkında yürütülen sözde yargı faaliyetlerinin tamamının siyasi amaçlı olduğu, hukuki olmadığı, bizim suçsuz olduğumuz, bizi içeri atanların ise bize karşı siyasi kumpas kuracak kadar ağır suçlar işledikleri kesinleşmiş oldu. Bu karar, Türkiye’de hukuk ve adalet sisteminin bizzat Hükümet eliyle çökertildiğinin de tescilidir. Dört yıldır hukuk dışı bir şekilde siyasi rehine olarak içeride tutulmama rağmen bu karar beni sevindirmemiş, mutlu etmemiştir. Aksine üzgünüm. Bu karardan dolayı gerçekten üzgünüm. Çünkü ortadan kaldırılan demokrasinin, yok edilen hukukun ve adaletin faturasını sadece ben ödemiyorum, 83 milyon yurttaşımız en ağır şekilde ödüyor. (Zevk, sefa ve şatafatla yaşamaya devam eden bir milyon kişiyi bilerek saymıyorum.) İşsizlik, açlık, yoksulluk nedeniyle canlarına kıyan insanlar adına üzgünüm. Çöpten veya pazar artıklarından beslenmek zorunda kalan yüz binlerce kardeşim adına üzgünüm. Üzgünüm çünkü milyonlarca çiftçi, esnaf, sanayici iflas etmiş durumda. On milyonlarca işsiz adına, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verenler adına üzgünüm. Demokrasi ve barışın yokluğundan nefessiz kalanlar adına, ülkesini terk etmek zorunda bırakılanlar adına çok üzgünüm. Seçimi kazanıp koltuklarını korumak için bizleri cezaevinde tutarak hukuku ayaklar altına alıp ekonomiyi çökertenler keyiflerinden taviz vermezken, açlıktan kendini yakanlar adına üzgünüm. Keşke bedeli sadece ben ve arkadaşlarım ödeyebilseydik. Keşke bu ağır faturayı, tüm toplumun geleceğini karartacak şekilde herkese ödetmeselerdi. Kendimden çok halkım için, sizler için üzgünüm. Ancak üzgün olduğum kadar da umutluyum. Çünkü ben halka güveniyorum. Demokrasi için el ele veren ve her geçen gün sayısı katlanan on milyonların gücüne güveniyorum. “Madem bu ülke hepimizin, madem bu Cumhuriyet hepimizin, o halde Türk, Kürt demeden, Alevi, Sünni demeden, el ele, bu toprakları cennet yapacağız” diyenlere inanıyorum. İktidar ve ortaklarının akılalmaz korkunçluktaki nefret dillerine kulaklarını tıkayıp, onlara gözlerini kapayıp barışın, sevginin ve kardeşliğin dilini konuşanların o güzel yüreklerine güveniyorum. Umutluyum. Çünkü ben, halkı aptal yerine koyanlara büyük bir ders verileceğini, hepsinin tarihin tozlu raflarına kaldırılacağını biliyorum. Az kaldı. Üzülün, öfkelenin ama çalışın, çabalayın, mücadele de edin ve umudunuzu asla yitirmeyin. Unutmayın, mutlaka kazanacağız! Son olarak, bu hukuki ve siyasi mücadeleye büyük katkı sunan HDP Genel Merkezine, Eş Genel Başkanlarımız Pervin Buldan ile Mithat Sancar’a ve milletvekillerimize, il ve ilçe örgütlerimize, dayanışma gösteren herkese çok teşekkür ediyorum. AİHM hazırlık ve savunma aşamalarında sadece bilgi, birikim ve deneyimlerini değil, yüreklerini de ortaya koyarak beni temsil etme zarafetini gösteren Prof. Dr. Başak Çalı, Av. Benan Molu, Av. Ramazan Demir, Av. Mahsuni Karaman, Av. Dr. Kerem Altıparmak, Av. Aygül Demirtaş Gökalp ve Av. Deniz Gedik’e şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca yerel mahkemelerde halen büyük bir fedakarlık ve emekle savunmanlığımı sürdüren tüm avukat arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” İfadeleri kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.