Yeni partiler Kürt seçmeni etkileyebilecek mi?

ORTADOĞU NEWS – Adalet ve Kalkınma Partisi’nden ayrılan Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi ve Ali Babacan’ın kurduğu DEVA Partisi siyaset sahnesinde yerini aldı. Hızla teşkilatlarını kuran yeni partiler, Kürt seçmenin yaşadığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de çalışmaya başladı.

Bölgede uzun zamandır Ak Parti ve HDP arasında bölüşülen Kürt oylarına talip olan iki parti de programlarını ve çalışma esaslarını bu temel üzerinde yapılandırıyor.Türkiye siyasetinde kilit rol oynadığı artık herkesçe kabul edilen Kürt seçmenin tercihi ise iki partinin de kaderini belirleyecek gibi görünüyor. Hem seküler, hem muhafazakâr Kürt seçmenin oyunu almak için uğraşan yeni partilerin elindeki en güçlü koz Kürt meselesinin çözümüne yönelik kullandıkları ılımlı söylem.  Anayasada eşit vatandaşlık ilkesinin benimsenmesi ve ana dilde eğitim gibi iki güçlü argümanla Kürt seçmenin karşısına çıkmayı planlayan yeni partilerin vaatleri arasında daha fazla özgürlük ve demokrasi var.

KÜSKÜN MUHAFAZAKÂRLARI ETKİLEYEBİLİRLER

Bölgede teşkilatlarını kuran ve çalışmalara başlayan yeni partilerin en çok Ak Parti seçmenini etkilemesi bekleniyor. Zira MHP ile kurduğu ittifak ile daha milliyetçi söylem takınan Ak Parti, dindar ve muhafazakâr Kürt seçmenin önemli kısmını küstürmüş durumda. Ayrıca, dönemsel olarak oy verenler dışındaki kemikleşmiş HDP seçmeninin tercih değiştirmesi de beklenmiyor.

Bu durumda yeni partilerin Ak Parti’den uzaklaşan Kürt dindarları ve muhafazakârları kendi saflarına çekme olasılığı daha yüksek bir ihtimal gibi görülüyor. Bir süredir bölgede HDP ile “terör” söylemi üzerinden yarış içinde olan Ak Parti’nin ise yeni partilerle nasıl bir mücadele tarzı benimseyeceği merak konusu. Bölgede her iki partiyle de rekabet etmek zorunda olan Ak Parti’nin Kürt seçmeni oldukça rahatsız eden bir dizi dezavantajı var. Bunlardan bazıları, partide hâkim olan milliyetçi söylem, parti üyelerinin sahip olduğu ayrıcalıklar, kayyım ve kayyım belediyelerindeki israf ve yolsuzluk iddiaları. Bölge genelinde artan yoksulluk ve işsizlik de eklenince iktidar partisinin Kürt muhafazakârlardan aldığı yüzde 20-30 arasındaki oy oranının erimesi uzak bir olasılık değil.

“AK PARTİ ÖZELLİKLERİNİ CİDDİ MANADA KAYBETTİ”

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Vahap Coşkun, bölgedeki siyasi duruma ilişkin araştırmaları ile tanınan akademisyenlerden biri. Bölgedeki siyasi gelişmeler ve Kürt seçmenin durumunu en iyi bilen isimlerden biri olan Coşkun, 2004 yılından beri Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde iki partili siyasi yapı oluştuğunu söylüyor. Oyların yüzde 90 civarındaki kısmını Ak Parti ve HDP’nin aldığını belirten Coşkun, diğer partilerin tamamının tabela partisine dünüştüğünü ifade ediyor. Ak Parti’nin daha önceden Kürt seçmenin oylarını almasını sağlayacak temel özellikleri olduğunu ifade eden Coşkun, “Muhafazakâr, dindar bir kimliği vardı. Orada bir özdeşlik kurdular. Ak Parti Kürt meselesinin demokratik çözümünü vaad ediyordu. İnsanların günlük hayatını daha rahat yaşayabilecekleri bir takım icraatlarda bulunmuştu. Bu üç önemli özellik Ak Parti’nin Kürt seçmen nezdinde çok ciddi bir oy olmasını sağladı. Bölgenin ikinci büyük partisi haline getirdi. Gelinen noktada her üç özellikte de ciddi erime söz konusu. Bu özellikleri ciddi manada kaybettiğine dair göstergeler var. Ak Parti artık Kürt meselesinin demokratik çözümünden bahsetmiyor. MHP ile ittifak yaptı, özgürlük alanlarını daraltıyor. Güvenlik önlemleri üzerinden hayatı sınırlayan yapıya büründü. Bu Kürt seçmeni rahatsız ediyor. Milletvekili dokunulmazlıklarının düşürülmesi, kayyım gibi konular Kürt meselesinin demokratik çözümü korusunda Kürt seçmenin AK Parti’den beklentilerini azaltıyor. Ak Parti ilk dönemlerinde ekonomi ve alt yapıda gösterdiği başarıdan uzaklaştı. Ekonomik sorunlar giderek artıyor, enflasyon, işsizlik gibi sebepler de Ak Parti seçmeninde erimeye sebebiyet veriyor.”dedi.

“MUHAFAZAKÂR KESİMİN BAŞKA ALTERNATİFİ YOKTU”

Bütün bunlara rağmen Ak Parti’nin bugüne kadar oy aldığını söyleyen Coşkun’a göre, bunun en önemli sebebi muhafazakar ve dindar tabana hitap edecek alternatifin olmamasıydı. Diğer siyasi partilerin herhangi bir gücü olmadığını ifade eden Coşkun, “Burada artık iki yeni adres var. Muhfazakar ve dindar kesimin kazanımlarını koruyan alternatifler var. Bu alternatiflerin olmasının Ak Parti’nin oy oranını ciddi manada etkileyeceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

“AK PARTİ’DEKİ ÇÖZÜLME MUTLAKA KENDİSİNE BİR ADRES BULACAKTIR”

Kürt seçmenin de her seçmen gibi ekonomik refah koşullarını istediğini belirten Coşkun, “Bu konularda güven verebilecek izlenim oluşması lazım. Kürt sorununu demokratik bir şekilde çözebileceğine dair bir politika ortaya koyması lazım. Eğer böyle bir siyaset izlerse, insanların değerlerine saygı gösteren, ekonomik ve sosyal talepleri karşılayan, Kürt meselesini çözeceği intibasını uyandırırsa, muhazafakar ve dindar Kürt seçmen nezdinde karşılık bulur. Adalet ve Kalkınma Partisi’ndeki çözülme mutlaka kendisine bir adres bulacaktır. Çözülme bu partilerde adres bulabilir. Ak Parti’nin Kürt seçmen nezdinde kriz yaşadığını biliyoruz. Ancak bu kriz seçmenin otomatik olarak Deva veya Gelecek Partisi’ne gideceği anlamına gelmez. Seçmenin taleplerini karşılayacak bir siyaset üretmeleri lazım. Eğer üretirlerse potansiyelleri var. “ dedi.

“HDP İLE İLİŞKİSİ DAHA SANCILI SEÇMENE ALTERNATİF OLABİLİR”

Yapılan araştırmalara göre kararsız seçmenlerin en yüksek oranının Ak Parti’de, en azının ise HDP’de olduğunu belirten Coşkun, “HDP’nin de bir krizi var. Bu kriz oraya oy veren seçminin bir kısmında tereddüt yaratabilir. Bu partiler tutarlı, demokratik ve çözüm söylemi ile ortaya çıkarsa HDP ile ilişkisi daha sancılı olan seçmene alternatif olabilirler. HDP’den oy alması biraz daha zor ama Ak Parti’den çok daha rahatlıkla oy alabilirler. Bu partiler kendilerini merkeze konumlandıran partiler. Aynı zamanda HDP seçmeninden de oy alabilecek partiler. Hdp seçmeninden de oy almak isteyecekler. Böyle bir potansiyel var. Bu potansiyelin ortaya çıkması, partilerin uygulayacakları politikalara bağlıdır.” Şeklinde konuştu.

“ANA AKIM MEDYADA GÖRÜNÜRLÜKLERİ GÜÇLÜ DEĞİL”

Diyarbakır’da 2018 yılında kurulan Rawest İnsani ve Siyasi Araştırmalar Merkezi, tüm bölgede saha araştırmaları yapıyor. Merkezin Müdürü Roj Girasun, yeni partilerin ana akım medyada görünürlüğünün çok güçlü olmadığını düşünüyor. Bu nedenle iki partinin de kurulduğuna dair bilgilerin toplum nezdinde henüz oturmadığını belirten Girasun, Davutoğlu ve Babacan’ın beraber hareket edip etmedikleri meselesinin bile halen toplumun önemli bir kesiminde netleşmiş olmadığını söylüyor. Girasun’a göre, Davutoğlu’nun ortaya çıkışı biraz daha cılız kaldı. Gelecek Partisi’nin oluşturduğu kadrolar ve kurucular kurulunda Kürtler açısından heyecan uyandıran isimler olmadığını belirten Girasun, “Hatta Vahdettin İnce, Bayram Zilan gibi belki Kürt kamouyunun önemli bir kısımına antipatik gelebilecek isimlere yer verildi. Kürt meselesine dair en çok heyecan uyandıran isim Ethen Mahcupyan’dı. O da aslında Kürt bir isim değil. “dedi.

“DAVUTOĞLU DAHA ÇOK AK PARTİ TABANINA SESLENİYOR”

Ali Babacan’ın ise çevrelerinde, sermayede, daha orta sınıf ve şehirli denilebilecek hem Ak Parti, hem HDP arasında gidip gelen seçmende bir heyecan uyandırdığını vurgulayan Girasun, “Kendisine oy vermeyecek HDP seçmeninin de önemli bir ölçüde sempatisini kazandı. Ancak Babacan da bugün itibariyle eğer bir iktidar vaad etmez, sadece Türkiye’de iyi şeyler söyleyen siyasal muhalefet gibi bir imkânla ortaya çıkarsa güçlenme şansı zayıflayacak. En nihayetinde

Davutoğlu bugünden gördüğümüz Ak Parti tabanına daha çok seslenen, Ak Parti’nin kemik tabanını daha fazla örseleyen, buraya daha fazla yatırım yapan, Ak Parti’den arazi alma peşinde bir politika güdüyor ve Ak Parti’nin eskileri ile hatırlanmaya çalışıyor. Oluşturduğu teşkilatlar da benzer. Ak Parti’de geçmiş dönemde siyaset yapmış, bu teşkilatlarda yer edinmiş isimler. Babacan ise daha sıfır kilometre isimlerle yola çıkıyor. Ak Parti’nin devamı gibi bir algıyı ve imajı yıkmaya çalışıyor. “ diye konuştu.

“CAMİ CEMAATİ DEDİĞİMİZ YERDE BABACAN’IN DAHA BÜYÜK KARŞILIĞI VAR”

İki parti liderinin avantaj ve dezavantajları olduğuna dikkat çeken Girasun, “Davutoğlu’nun

İslami sivil toplumda ya da teşkilatlarda karşılığı daha çok var. Ancak Cami cemaati dediğimiz yerde Babacan’ın daha büyük bir karşılığı var. Babacan, tanınırlığı arttıkça, öne çıktıkça ekonomik söylemlerini güçlendirdikçe, özellikle Ak Parti – MHP ittifakından rahatsız olan kesimi etkileyebilir. Son dönemde çok ciddi bir ekonomik kriz var. Bu ekonomik kriz bütün toplumsal kesimleri sarstı. Bu milliyetçi söylemden rahatsızlığı da bunun yanına eklediğimiz zaman Babacan’ın buradan yükselme şansı güçlü görünüyor. Ama Davutoğlu’nun da Ak Parti tabanında oluşturmuş olduğu, özellikle Ak Parti’nin Kürt seçmenlerinde oluşturduğu bir sempati var. Bu sempati kısa vadede bir oya dönüşür mü, açıkçası şu an öyle bir tablo yok. Ama Ak Parti güç kaybetmeye başladıkça Davutoğlu Ak Parti tabanı içinde muhafazakâr diyebileceğimiz seçmen içerisinde kendisine bir yer edinebilecektir.” dedi.

“ABDULLAH GÜL, KÜRT SEÇMEN ÜZERİNDE ETKİ EDEBİLİR”

Deva Partisi’nin şu anda bölgenin üçüncü partisi haline geldiğini vurgulayan Girasun, “Ama üçüncü parti olmak için çok oy almak gerekmiyor. Bölgede CHP üçüncü partiydi ama yüzde 2-3’lerde seyrediyordu. Şu an Deva Partisi çok aman aman oylar almış bir durumda değil. Ancak CHP’yi zorlayan, geçen bir yerde. HDP seçmeninin önemli kısmı halen Davutoğlu’nu çatışmalı dönemle hatırlıyor. Yani müzakere döneminin, barış sürecinin başbakanı olarak hatırlamıyor. O yüzden o antipati yoğun. Davutoğlu o imajı kırmaya yönelik çok güçlü şeyler söylemedi. Bir diğer yandan Davutoğlu’nun ekonomik kurmayları çok güçlü olmasına rağmen, Gelecek Partisi henüz bir ekonomik söylemle hatırlanmıyor. Merkeze oynamaktan ziyade, daha İslamcı bir söylemi var. Bunun bölgede kemikleşmiş İslami seçmen, muhafazakârlığını ön planda tutan seçmen açısından bir karşılığı elbet var. Ama merkezde duran seçmen içerisinde henüz bir yankı uyandırmış değil. Babacan’da ise Ak parti tabanında ciddi bir tepki yok ama aynı zamanda henüz bir duygusal bağ da kuramadı. Çünkü Ak Parti’nin devamı gibi görünmemek isterken, İslami ya da muhafazakar bir parti görünümünden de uzakta duruyor. Abdullah Gül’ün bölgede Kürt seçmen nezdinde büyük bir kredisi var. Belki Gül bu partiye olan desteğini biraz daha görünür hale getirirse, Kürt seçmen nezdinde daha büyük bir karşılık bulabilir.” dedi.

“HDP’YE EKLEMLENEN KÜRT SEÇMEN DEVA’DA DURABİLİR”

HDP’nin her zaman baraj riski olan ve seçmeninin büyük rahatsızlıklar duyduğu bir siyasal hareket olduğuna dikkat çeken Girasun, “HDP’nin kemik seçmeni ya da HDP’ye sempati besleyen, HDP’ye dönem dönem oy veren seçmende bir değişikliğe sebep olup olmayacağı seçim döneminde HDP’nin ne kadar bıçak sırtı bir durumda olacağına bağlı. HDP bıçak sırtı bir durumda olduğunu gösterdiği anda, kendisinden uzak duran seçmenlerin oyunu daha hızlı alabiliyor. Çünkü Kürtlerin parlamentoda temsil edilmesi gibi bir duygusal veya akli söylem seçmenin başka şeyleri ertelemesine, ötelemesine sebebiyet veriyor. Bir de 2014’ten sonra HDP’ye eklemlenmiş çok ciddi bir oy var. BDP ya da DTP geleneği bölgede uzun yıllar yüzde 6,4’ten fazlasını bulamadı tüm Türkiye genelinde. Bölgede de belli bir oyu vardı. 7 Haziran 2015 seçiminden sonra HDP artık buralarda çok ciddi oy kazanmaya başladı. İşte bu sonradan eklemlenen özellikle Kürt seçmenler Deva’da durabilir. Tekrar eski demokratik, daha çok Türkiye’ci bir merkez sağa eklemlenebilirler. Bu HDP’nin seçim döneminde göstereceği performansa ve durumuna bağlı. İttifaklar bunu şekillendirecek.”şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’DE HDP ÜZERİNDEN KUTUPLAŞMA ÇOK KOLAY SAĞLANIYOR”

Kürt oylarının HDP’de biriktiğini ancak etkisizleşip aynı zamanda kriminalleştiğini vurgulayan Girasun, “Kürt seçmen oyları biraz dağıtıp Kürt oylarını daha etkili hale getirmenin yollarına gidebilir. Son İstanbul seçimlerinde aslında HDP çok rasyonel bir seçim stratejisi izleyerek, oylarını muhalefete dağıtı, her yerde Kürt oylarını çok görünür ve güçlü kılabilmenin yollarını buldu. Aynı zamanda Kürt oylarını kriminal olmaktan çıkardı. Artık Türkiye’de HDP üzerinden kutuplaşma çok rahat sağlanıyor ve o oylar bir şekilde gözden çıkarılıp, daha makro milliyetçi Türk seçmenin oylarına bakılıyor. Bugün aklı ve gönlü HDP’de olmasına rağmen HDP’den umudu kestiği için Deva Partisine kayabilecek önemli oradan bir seçmen var. Bunu o dönemin şartları belirleyecek.” Dedi.

KÜRT SEÇMENİN YENİ PARTİLERDEN BEKLENTİLERİ NELER?

Kürt seçmenin yeni partilerden beklentilerini değerlendiren Roj Girasun, Gelecek Partisi’nden temel beklentinin, ‘Ak Parti’nin geçmiş dönem politikalarına dönüş’ olduğunu söyledi. Ağar ve MHP ile anılan Ak Parti’den rahatsızlık duyan Kürt seçmen kitlesi olduğuna dikkat çeken Girasun, “Oy vermeye devam eden ama rahatsızlığı artan bir Kürt seçmen var. Ak parti şöyle bir yanılgıya kapılabiliyor. 7 Haziran 2015 seçimlerinden beri Ak Parti bölgede girdiği bütün seçimlerde güvenlik politikalarını artırmasına rağmen oy artırdı. Ak Parti, artırdığı güvenlik politikalarının kendilerine kazandırdığı düşüncesine kapılıyor olabilir. Ama burada ciddi bir yanılgı var.  Çünkü memnnuniyetsizliğin de oranı artıyor. Ak Parti’nin gidişi görüldüğünde bir anda kopuş en fazla Kürt seçmende olacak. Gelecek Partisi’nin rahatsızlığı olan muhafazakar Ak Partili seçmende karşılığı var. Deva Partisi’nin ise ekonomiyi ön plana alan, Ak Parti’nin geçmiş dönem reformcu siyasetini özleyen, Türkiye’de yeniden çözüm ve müzakere süreci isteyen, yeniden reform ve ekonomik istikrar dönemi talep eden Kürt seçmen nezdinde karşılığı var. Birinden daha büyük ekonomik reformlar ve beklentiler, diğerinden daha siyasal br söylem, İslamcılığı veya muhafazakar siyaseti dönüştürme beklentisi var. İkisinin de kendi içerisinde seslendiği kesimler var. Ama bugünden baktığımız zaman Deva Partisi çok daha büyük bir kitleye sesleniyor Kürt seçmen içerisinde. Ama henüz taşrada iki partinin de doğru temaslar kurduğunu söyleyemiyoruz. Büyük şehirlere tıkanıp kalmış durumdalar.”diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.