Bir Şırnaklı kadının Oxford öyküsü

ORTADOĞU NEWS- Galip'in babası, doğum sancısı başlayan annesini hastaneye yetiştirmeye çalışırken, Cizre ilçesi yakınlarındaki Kasrik Boğazında, arabada doğmuş. 
Gezmek amacıyla Şırnak’a, oradan da Diyarbakır’a gelen Galip, bir arabada başlayan ve İngiltere’ye uzanan yaşam öyküsünü Ortadoğunews’e anlattı. Doğumdan sonra aile minik bebeklerine Kürtçe isim koymak istese de, o dönemin yasakları nedeniyle buna izin verilmemiş. Galip, “Babam Belçim koymak istemiş ama olmamış. Özgürlüğe, barışa özlem duyduğu için Özlem koymuş” dedi. Hayata Özlem adıyla başlayan Galip daha sonra mahkeme kararıyla, babasının özlemini duyduğu Belçim adını da almış.

İlk öğretime babasının görevi gereği Silopi de başlayan Galip o dönemi şöyle anlatıyor; "Silopi sınırda olduğu için yerel halk petrol ticaretiyle uğraşırdı. Sabah bir bakıyorsunuz, her taraf tırlarla dolu bazıların depoları kırık dökük, şehri benzin kokusu ile hatırlıyorum. Güzel bir çocukluk geçirdim, sokakta büyüdüm. Okulu çok çok seviyordum. Olmayan derslik, olmayan hoca ama ısrarla hep gitmek isterdim.”

"Onlardan biri değildim"

Bir gece Silopi’de çıkan olaylar, patlayan silahlar, Galip ailesinin etmesine sebep olmuş. Aile bir gecede karar vererek sabah yola düşmüş. Önce Siirt ardından da Aydın’ın Didim ilçesine göç etmiş. Belçim O dönemi de şöyle anlatıyor. "Didim'de çok zorlandığımı hatırlıyorum. Söke'de Anadolu Lisesi okudum. Oradakiler hepsi birbirini tanıyor, ben hiç kimseyi tanımıyorum. Bana doğudan gelen biri olarak bakılıyor. Okulda bayağı bir zorlandım çünkü hemen hemen hiç Kürt hatırlamıyorum. Orada bir yalnızlaşma dönemi var. O yüzden edebiyat benim için önemli hale geldi. Çok okumaya başladım. Ege'ye gelince ciddi bir kimlik şoku yaşadığımı söyleyebilirim. Oranın benim üzerimdeki travması savaştan çok daha fazla. Bariz bir ırkçılık, ayrımcılık yok ama öteki olduğunu, onlardan biri olmadığını, farklı olduğunu sürekli düşünüyorsun. Düşünmezsen bile bir aidiyet sorunu yaşıyorsun" 

Mardin’den Londra’ya

Ankara’da İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyan Galip, Mardin’in Kızıltepe İlçesine bağlı Bağrıbütün köyüne öğretmen olarak atanmış. Köyün ilk ve tek kadın öğretmeni olan Galip, "İngiltere’ye gitmeden önce benim bir şey yapmam lazım dedim. Elimden geleni yaptım. Enteresan komik bir kitaba sığabilecek bir öğretmenlik hayatım vardı. Her şeyden mahrum bir okul. Orada anadilleri yasakken onlara belki işlerine yaramayacak bir dili, İngilizceyi öğretiyorduk. Bana verilenle yetinmedim, ‘bir şey yanlış veya eksikse bunu düzeltmek lazım’ dedim İşe yaradı mı yaramadı mı bilmiyorum. En azından hiçbir şeyi olduğu gibi kabullenmeyi uygun bulmadım, mücadele verdim. Okulu yeniledim, teslim ettim ve yüksek lisans için Londra'ya gittim." şeklinde konuştu. 
Önce Londra Üniversitesinde yüksek lisansa başladı. Galip, buradan Oxford Üniversitesine uzanan serüvenini ise şöyle anlatıyor; "İngiliz Edebiyatı okumamdan dolayı İngiltere benim için yegâne ülke. Yüksek lisansımı Londra Üniversitesi'nde yaptım. Kürt çalışmaları bölümünde burs kazandım. (Irak) Kürdistan hükümetinin verdiği bursla okudum. Doktoradan sonra Oxford Üniversitesi'ne bir konuşma yapmak için çağırıldım. 2013'te Türk edebiyatı adıyla bir konferans için Türkiye Kültür Bakanlığı tarafından fon ayrıldı. Loren Mion beni davet etti ve Kürt edebiyatı, Yahudi ve Ermeni Edebiyatını da koydu. ‘Türkiye'de sadece Türk edebiyatı yok’ dedi. Çok güzel tepkiler aldım çok beğeni ile karşılandı. Oxford Üniversitesi'nde Ermeni bölümü ile tanıştım, hedefim Sovyet Ermenistan'da Kürt Edebiyatı çalışmaktı. İki kere shortlist olmama rağmen burs alamadım. Oxford Üniversitesi Ermeni bölümüne girdim. Ermeni bölümü ile ortak çalışmaya başladık. Oxford’ta Kürtçe dersleri başlattım. İlk kez Kürtçe ders veriyordum. Öğrenciler hepsi yabancı, çoğu İngiliz, akademisyenler de katılmaya başladı. 2 sene ders verdim. Kanada, Amerika, İsrail, İspanya, Fas’ta konuşmalar yaptım. 2013'ten beri Oxford antropoloji bölümündeyim. Avrupa’daki Kürt kadın entelektüelleri çalışıyorum.”

"Sana verilenle yetinmemen gerekiyor"

İkisi İngilizce, biri Türkçe üç kitabı var Galip'in. Kitapların ikisi Kürt romanı, diğeri ise Türkiye’nin son on yılında Ermeni sorununa bakış konusu. Çok daha fazla kişinin Oxford’da okuma potansiyeline sahip olduğunu savunan Galip, "Bu bir piyango değil, kendi çabam. Bir tane Şırnaklının, bir tane Kürdün öne çıkması büyük hata. Bu Oxford’un ayıbı. Bizden bir sürü kişinin olması gerekiyor. Sadece Oxford’da değil diğer üniversitelerde de olması gerekiyor. Tek olma duygusu Kürtlere haksızlıktır. Ortalama herkeste böyle bir potansiyel var. Sadece sana verilenle yetinmemen gerektiğini düşünüyorum. Kadercilik anlayışından uzak durmamız gerekiyor, biz güçlüyüz, güçlü olduğumuzu kadar zekiyiz. Devlet bize şu kadarını veriyorsa daha fazlasını alabileceğimize inanmamız lazım. Kendimizi geliştirmemiz lazım." dedi. 

Yılın bir bölümünü Şırnak’ta geçirmek istediğini söyleyen Galip, bir makalesini de Şırnak üzerine yazdı. Galip makalesinde Kürt kadınlarının yaşamını konu edindi. Kendi ailesinin kadınlarından örnek veren Galip, “Benim nezdimde Kürt kadınları çok güçlü. Ben babamdan değil annemden korkuyorum. Benim bütün akrabalarım annelerinden korkuyor kimse babasından korkmuyor” diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.